Tüm Açıklamalar Basın Açıklaması

ESÇEVDER’den İliç Felaketinin Yıl Dönümünde Sert Çıkış: "Yeni İliç’lerin Yaşanmaması İçin Susmayacağız"

ESÇEVDER’den İliç Felaketinin Yıl Dönümünde Sert Çıkış: "Yeni İliç’lerin Yaşanmaması İçin Susmayacağız"

Erzincan İliç’te meydana gelen maden felaketinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER) Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Yurtman, Türkiye Çevre Platformu ile ortak hareket ederek yaşanan krizin etkilerine dikkat çekti. Yurtman, facianın bir kader değil bir tercih sonucu ortaya çıktığını vurgulayarak yetkililere şeffaflık ve acil önlem çağrısında bulundu.

"Felaketin İkinci Yılında Sorular Cevapsız, Yaralar Açık"

İliç'te milyonlarca ton siyanürlü atığın doğaya saçılmasıyla gerçekleşen yıkımın ne ekosistem ne de kamuoyu vicdanında kapandığını söyleyen Yurtman; facianın sıradan bir iş kazası olarak görülemeyeceğini, insan sağlığı ve doğayı hiçe sayan bir anlayışın sonucu olduğunu belirtti:

"Erzincan İliç’te yaşanan ve milyonlarca ton siyanürlü maden atığının doğaya karışmasına yol açan büyük felaketin üzerinden iki yıl geçti. Ancak bu süre ne doğanın yaralarını sarabildi ne de kamuoyunun vicdanındaki soruları dindirebildi. İliç yalnızca bir maden kazası değildir. İliç; doğayı, insan sağlığını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını hiçe sayan bir kalkınma anlayışının en çarpıcı sonuçlarından biri olarak hafızalara kazınmıştır. Türkiye Çevre Platformu ve Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği olarak bu yıl dönümünde bir kez daha hatırlatıyoruz: Bu felaket bir kader değil, bir tercihin sonucudur."

"Fırat Havzası'ndaki Risk Bölgesel Bir Eko-Kırım Suçudur"

Siyanür, arsenik ve ağır metallerin Fırat Havzası’na yayılma tehdidinin sürdüğünü belirten Yurtman, kirliliğin sadece yerel bir çevre sorunu değil, milyonlarca insanın su ve gıda güvenliğini tehdit eden bölgesel bir güvenlik krizi olduğunu dile getirdi:

"Bu çok açık bir eko-kırım suçudur. Fırat Nehri yalnızca bir su kaynağı değildir. O; yaşamdır, üretimdir, tarih ve kültürdür. Sınır aşan niteliği nedeniyle Fırat’taki her kirlenme yalnızca Türkiye’yi değil, tüm bölgeyi etkileyen bir ekolojik güvenlik sorunudur. Bugün hâlâ bilimsel veriler şeffaf biçimde paylaşılmamış, bölge halkının sağlık riskleri tam olarak ortaya konulmamıştır. Oysa bu tür felaketlerin etkileri, yıllar süren 'sessiz zehirlenme' süreçleri yaratır."

"Sakarya Nehri ve Diğer Havzalar da Tehlike Altında"

Eskişehir ve çevresindeki projelere de dikkat çeken Yurtman, denetimsiz madencilik anlayışının sürdürülmesi durumunda benzer krizlerin kapıda olduğunu ifade etti:

"İliç bir uyarıdır: Yeni felaketler kapıdadır. Atalan-Alpagut Altın Madeni Projesi’nin Sakarya Nehri’ni kirletmeyeceğini kim garanti edebilir? Fırat, Dicle ve Sakarya nehirleri üzerinde kontrolsüz madencilik ve kirletici faaliyetler devam ederse yeni İliç’lerin yaşanması kaçınılmazdır. Gerçek kalkınma doğayı yok etmez, edemez. 'Kalkınma' adı altında yürütülen mevcut model; doğayı tüketilecek bir kaynak, yaşam alanlarını ise feda edilebilir bölgeler olarak görmektedir. Oysa gerçek kalkınma; temiz suyla, sağlıklı toprakla, güvenli gıdayla ve yaşanabilir bir çevreyle mümkündür. Ekolojik yıkım pahasına elde edilen hiçbir ekonomik kazanç, toplumun yaşam hakkından daha değerli değildir."

Yetkililere ve Kamuoyuna Yapılan 4 Maddelik Acil Çağrı

Türkiye Çevre Platformu ve ESÇEVDER adına taleplerini sıralayan Sadık Yurtman, atılması gereken adımları şu şekilde belirtti:

·        Şeffaf Veri Paylaşımı: İliç’teki ekolojik ve sağlık riskleri, bağımsız bilim insanlarının katılımıyla şeffaf biçimde açıklanmalıdır.

·        Siyanürlü Madenciliğin Durdurulması: Fırat ve Dicle havzalarında siyanürlü madencilik faaliyetleri durdurulmalı, yeni projeler gözden geçirilmelidir.

·        Sağlık Taramaları: Bölge halkı için uzun vadeli sağlık izleme programları oluşturulmalıdır.

·        Toplum ve Doğa Odaklı Politika: Doğa ve toplum yararını esas alan yeni bir çevre politikası hayata geçirilmelidir.

Açıklamasını kararlılık vurgusuyla tamamlayan Yurtman, "Unutmayacağız, mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. İliç bize bir gerçeği açık biçimde göstermiştir: Doğa yoksa yaşam yoktur. Madenler sularımızı kirletiyor ve yok ediyor. Su yoksa yaşam yoktur. Bunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız. Yeni İliç’lerin yaşanmaması için susmayacağız" diyerek doğayı koruma mücadelesini sürdüreceklerini ifade etti.